KİŞİYE ÖZEL

SADECE SEVDALI OLAN OKUYABİLİR

TONY09 DERKİ :

SEVGİYİ UZAKTA ARAMAYIN, BELKİDE BAKIPTA GÖREMEDİĞİNİZ , YANI BAŞINIZDADIR.



HER OYUNDA BİR DOST , HER DOSTTA BİR SEVGİ GİZLİDİR.


BU SİTE NARÇİÇEĞİME ADANMIŞTIR

Bizi Google+ üzerinde bulun


30 Aralık 2007 Pazar

SEVGİYİ ZİBİL ETMEK

.
Sevgiyi "sebil" etmekle, "zibil" etmek arasında fark var. Sevgiyi sebil etmek, onun, harcandıkça çoğalan ilahi bir sermaye olduğunu fark etmekten geçer. Sebil "yol" demektir. Su, kim olduğuna bakılmaksızın, yol üzerinde, yolcuya sunulduğu zaman "sebil" olur. Sebil olan sevgi, "yol" olur. İki menzili birbirine bağlar. Yolcuyu menziline eriştirir. Aşıkla maşuku buluşturur. Canla cananı birbirine kavuşturur. Sevgiyi zibil etmek, sevginin içini karartmak, yüzünü kızartmaktır. Sevgi, kararınca "sevda"ya dönüşür. Sevda, "kara" demektir. Sevginin değerini bilmeyip hovardaca saçıp savuranlar, sevgiyi "sevda"ya, hatta "kara sevda"ya dönüştürürler. "Kara sevda", zifiri sevgi olmuş olur. Sevgi kararınca o artık sevgi değil "tutku"dur. Sevgi özgür kılar, tutku tutuklar. Sevgi âzâd eder, tutku esir. Tutkusunu sevgi diye pazarlayanlar, sevgiyi zibil edenlerdir. Zibil olan sevgi, tavukların önüne atılmış incidir. Bu durumda suç, önüne darı yerine atılmış incinin değerini bilmeyen tavukta aranmaz. Suç, tavuğun önüne darı yerine inciyi atan hovardanındır. İnciye darı muamelesi yapan, darıya inci muamelesi yapar. Bu yüzden sevgiyi zibil edenleri, sadece tavukların önüne inci atarken değil, ak gerdanlara darı dizerken de görürsünüz. İşte bu yüzden, sevgiye tavuk karası bir gözle bakanlar nasıl sevgi ile sevdayı birbirinden ayıramazsa, Leyla ile Mevla'yı da birbirinden ayıramaz. Çünkü Leyla, "gece" demektir. Tavuklar karanlıkta göremezler. Karanlıkta akı göremeyen, karanlıkta karayı nasıl görür?

Not : alıntıdır

SADECE MERAK

.
KAÇ GÜNDÜR DÜŞÜNÜYORUM DOSTLUKLA SEVGİLİ ARASINDAKİ ÇİZGİYİ. ACABA BEN Mİ BİLMİYORUM SEVGİLİ OLARAK SEVMENİN NASIL OLDUĞUNU YADA BU ZAMANDA DEĞİŞTİDE BEN Mİ FARK EDEMEDİM.

BİR MERAKIMDA İNSANLARIN DUYMAK İSTEDİKLERİYLE DUYMAK İSTEMEDİKLERİNİN ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ. İNAN BAZEN GERÇEKLERİ DUYUP ÜZÜLMEKTENSE YALANLARI DUYUP MUTLU OLMAK DAHA İYİDİR, SINIRI ZORLAMADIKÇA

İNSANLARI SEVMEK KOLAYDIR, HERKEZE SEVGİNİ VEREBİLİRSİN. DİLEDİĞİNİ SEVER İSTEMEDİĞİNİ DÖNÜP BAKMAZSIN BİLE BU SENİN ELİNDEDİR. FAKAT HERKEZDEN SEVGİ ALAMAZSIN. SEVMEK KOLAY SEVİLMEK ZORDUR. BU NEDENLE YAPI İTİBARİYLE İNSANLAR SEVİLMEKTEN MUTLU OLURLAR. GÜZEL SÖZLER DUYMAK GURURLARINI OKŞAR, HELE BİRDE APTAL AŞIKLARI VARSA DEGMEYİN KEYFLERİNE.
SİZ SİZ OLUN İNSANLARI MUTLU ETMEK İSTİYORSANIZ ONLARIN İSTEDİKLERİNİ YAPIN BIRAKIN SİZİ APTAL AŞIK SANSIN. O MUTLU OLDUKÇA SİZDE BİR İNSANI MUTLU ETMENİN MUTLULUĞUNU YAŞAYIN.

SADECE MERAKIMDAN SORUYORUM GERÇEKTEN RAHATSIZLIK DUYDUN MU SATRANÇ OYNAMAKTAN ? EĞER SANA ZARAR VERECEKSE SEVGİ OYUNU BEN YOKUM ARTIK. BİNLERCE SEVGİMDEN BİRİ Kİ - ADI NARÇİÇEĞİYDİ - KAPRİSE YENİK DÜŞÜP YİTİP GİTTİ DERİM.

YAZDIKLARIM NE BİR VEDA NEDE MERHABA. SADECE ELİMİZDEKİLERİN DEĞERİNİ ANLAMA. ÖN YARGILARDAN ARINMA. BELKİDE KENDİMİZİ TANIMA. MUTLU OLMAKLA MUTSUZLUĞU YARATMA , İÇİMİZİ KARATMA.

ASLINDA EDEBİ OLMADAN YALIN DUYGULARLA YAZMAK İSTERDİM İÇİMDEKİLERİ, AMA SIRASI DEĞİL BELKİDE HİÇ OLMAYACAK O AN.
ŞU KADARINI BİLKİ İLK DEFA DOĞRU BİR TESBİT YAPTIN , EVET OYUNCUYUM . ŞUNUDA BİL BAZI ROLLER ÖZDEŞLEŞİR OYUNCUYLA , SANA SÖYLEDİKLERİM NE YALANDI NEDE GERÇEK. ÇÖZ ÇÖZEBİLİRSEN.

HEP MERAK ETMİŞİMDİR GERÇEK DOST NASIL OLUR DİYE? NASILDIR SEVGİSİ ? MESELA SEVGİLİM KAZA GEÇİRSE SORAR MI ACABA DURUMU NASIL DİYE? ACABA SEVGİLİMLE KONUŞABİLMEM İÇİN YARDIMCI OLUR MU Kİ BANA ??? YADA ARKADAŞLARIYLA BİR OLUP DALGA MI GEÇER BİLMEDEN APTAL SAYIP DOSTLUĞU ? YADA HER HAKARETİNE KÜFÜRÜNE SESSİZ KALAN SEVGİYE GURURSUZ ONURSUZ MU DER. SADECE MERAK İŞTE. HANGİ PENCEREDEN BAKARSAN O TARAFTAN GÖRÜRSÜN DİMİ AMA.
KİMİMİZ SEVGİ İYİLİK PENCERESİNDEN BAKAR KİMİMİZ İNTİKAM...

BENDE DEĞİŞEN HİÇ BİRŞEY YOK. SEVGİM , AYNI SEVGİ ADI HA DOSTLUK OLMUŞ HA ARKADAŞ NE FARK EDER YADA BAŞKA. YAŞADIĞIM MUTLULUK AYNI OLDUKTAN SONRA. MUTLU ETMEK İÇİN ÖNCE MUTLU OLMASINI BİLMELİ İNSAN.

BEN BURDAYIM NE ZAMAN CANIN SIKILDI MORALİN BOZULDU , DALGA GEÇECEK KIZIP HAKARET EDECEK BİRİNİ ARADIN BİLİYORSUN ADRESİMİ.

NOT : BU REPLİK OYUNCULUĞUMDAN DEĞİL YÜREKTEN.

FERHAT ALİ TURAN









29 Aralık 2007 Cumartesi

mutluluk

.
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış... Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler... Saklayalım, zor bulsunlar... Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya... Sorun büyükmüş... Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü... Kimisi: '' Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi: '' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş. Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası... Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi.. Sigara paketi, lale bahçesi... Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş... Derken meleklerden biri: '' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş... '' Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!'' İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış... Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü... insanın içinde saklı mutluluk... Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun... Siz dışını boşverin, içine bakın.

not: alıntıdır.

sevdiğim bir söz: kitap olsun , arkadaş olsun yada sevgili cildine aldanmayın içine bakın...

DERSİMİZ SEVGİ

.
İNSANLARIN SEVGİ ANLAYIŞI GÜNÜMÜZDE ÖYLESİNE FARKLILAŞTI Kİ, BEKLENTİSİZ KARŞILIKSIZ ÇOÇUKCA SEVGİYİ BİLE DEĞER VERMEZ OLDUK. İLLAKİ SEVGİ YARALAMALI AÇITMALI YÜREKLERİ... KIRIP YIKMALI.
HEP 1 - 0 ÖNDE OLMALI HEP KAZANMALI Kİ KENDİNİ MUTLU HİSSETSİN.
ASLINDA YENDİĞİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE HEP YENİLMİŞİZDİR AMA GÖREMEYİZ BİR TÜRLÜ , SAPLA SAMANI AYIRAMAYIZ. HER YAZILAN ŞİİRİ BİZİM SANAR , OLMAYABİLİR GERÇEĞİNİ DÜŞÜNMEYİZ... NEDEN ?ÇÜNKÜ SEVİLMEK İSTERİZ.
İNSANIN SEVİLDİĞİNİ BİLMESİ HOŞUNA GİDER. AMA YİNEDE ŞİKAYET EDERİZ. NİYE ? ÇÜNKÜ YALNIZLIĞI ÇARESİZLİĞİ DAHA ÇOK SEVERİZ.
.
BİR TÜRLÜ BEKLENTİSİZ VE RAGMENLİ SEVGİYİ YAŞATAMAYIZ. NEDENSE
HER BAKANI HER İLTİFAT YAPANI HER İLGİ GÖSTERENİ KENDİMİZE AŞIK SANIP " PARONAYAK DERECESİNDE HASTA " YAPARIZ. NEDENSE KENDİMİZE MUTLULUK ENJEKTE EDEN BİR DOKTOR OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEYİZ. SEVGİ , SEVEN İÇİNDE SEVİLEN İÇİNDE YAŞAM KAYNAĞIDIR.
DOZUNU İYİ AYARLAYABİLİRSENİZ.
.
ŞİMDİ NARÇİÇEĞİM ! HAYATTAKİ SEVGİ GERÇEĞİ ŞUDUR HİÇ UNUTMA
" SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN " GERİSİNİ BİZ UYDURURUZ. BAKMAKLA
GÖRMEK ARASI BİŞEY... HERŞEYE RAGMEN BEKLENTİSİZ OLARAK SEVGİ DOLU DÜNYANDA MUTLU OLMAN DİLEKLERİMLE HOŞÇAKAL...
.
.
. FERHAT ALİ TURAN

27 Aralık 2007 Perşembe

KÜSMÜYÜZ ?

.
.
NE KÜSÜ NE DARGINLIĞI ?

BEN SANA KÜSERMİYİM HİÇ.

SANA KÜSMEM DEMEK HAYATA,

DÜNYAYA

KÜSMEK DEMEK.

BEN YAŞAMIDA, SEVGİYİDE ,

NARÇİÇEĞİMİDE

ÇOK AMA ÇOK S E V İ Y O R U M...

BİR ŞEY VAR ARAMIZDA


NOT: ALINTIDIR

15 Aralık 2007 Cumartesi

BÖYLE SEVDİM SENİ

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp , geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüsün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle... Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve asamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Durusunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok...

NOT: ALINTIDIR



BEKLENTİSİZ SEVMEK


Hiç beklentisiz sevdiniz mi?Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine girmeden...sevdiniz mi hiç? Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanında ki kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,- bitecekse biter , bunu ben değiştiremem , beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi -diye düşünüp. Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçe bildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda Onu karşınız da görmek ne güzeldir bilirmisiniz?Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden.. Ve beklemeden gelen bir 'seni seviyorum 'mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil,O istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmemin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni hatırlamadı yerine..-hiç beklemiyordum , senin geleceğini -diyebilmek ne güzeldir oysa.. Onu boğmadan, kendinizi boğmadan , sevebilmek ne güzeldir.. Sahiplenme duygusundan uzak, sevmemim ,sevilmemim tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendimizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin..Ben beklentisiz seviyorum.. Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize hiç beklenmedik bir 'seni özledim 'mesaji ile aşk ı yakalayın.. Beklentisiz sevin.. Ben beklentisiz seviyorum.. O sizin sevgiliniz oldu için değil.. Ona tapulu malınız gibi. Cantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düsünmeden. .Onu sevdiğiniz,onun da sizi sevdiği için ,sevin.. Sevgi ye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından.. Göreceksiniz ki O zaman aşk başka bir güzel.. Göreceksiniz ki , O zaman sevgili daha bir romantik.. Göreceksiniz ki O zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, Yıllanmış şarap gibi, Beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.. Ben beklentisiz seviyorum..Onun nerede olduğunu merak etmiyorum.. Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlar da.. Geleceğe dair hayallerimde yok zaten.. Ben sevgiyi yaşıyorum.. Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ,o kadar kıymetli ki.. Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları.. Beklentisiz seviyoruz.. Sevdiğimiz için seviyoruz.. Hayalsiz,,geleceksiz,beklentisiz.. Anlık seviyoruz..

NOT: ALINTIDIR

13 Aralık 2007 Perşembe

SENİ SEVİYORUM


SEVGİNİ KALBİMDE HİSSETMEK
ELLERİNİ TUTABİLMEK İSTİYORUM
NEDEN VE NİÇİN DEMEDEN
İSMİNİ HAYKIRMAK İSTİYORUM

SENİNLE YAŞAMAK İSTİYORUM
EN GÜZEL DUYGULARI
VE SONSUZA DEK BU
İÇİMDEKİ BOŞLUĞU
YALNIZ SENİNLE DOLDURMAK İSTİYORUM
OLMAYACAĞINI BİLE BİLE
RESMİNİ DEĞİL SENİ ÖPMEK İSTİYORUM
UYUMADAN ÖNCE HER GECE SÖYLÜYORUM
MÜMKÜN OLMAYACAĞINI BİLE BİLE
SENİ SEVİYORUM...

NOT: ALINTI

7 Aralık 2007 Cuma

GÜNÜN SORUSU

YARIM BARDAK SUYUN ÜSTÜNE YARIM BARDAK DAHA SU KATARSANIZ NE OLUR?

29 Kasım 2007 Perşembe

SEVGİNİN ÜÇ TÜRÜ

Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor, Masumi Toyotome. "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya başlıyor... "Sevgi üç türlüdür!.."Birincisinin adı “Eğer" türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar... Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli bir kişi olursan, seni severim. Eğer ek olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi... Karşılık bekleyen sevgi... "Sevenin, istediği bir şeyin ağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar... "Nedeni ve şekli bakımından bencildir.Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır." Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları da başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor.Ve maalesef en saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor. Fakat aslında insanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler... İkinci türe geçiyoruz. "Çünkü türü sevgi... Toyotome bu tür sevgiyi öyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahipolduğu ya da bir şey aşardığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin/yakışıklısın!" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.." Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana... İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama, sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı yeni gelen güzel kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. "O halde bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?"diye soruyor, yazar. "'Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var... Birincisi; "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu... Tüm insanların en az iki yönü vardır. Biri dışa gösterdikleri.. Öteki yalnızca kendilerinin bildiği... "İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan doğar. İkincisi de; "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir. Japonya'da bir kuru temizleyicide çalışan dünya güzelibir kızın yüzü patlayan kazan yüzünden parçalanmış. Kız fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası onu artık ziyarete bile gitmemişler... Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Ve kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş... Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insani hep kuşkuya düşürür" diyor. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği!.. Nedir peki, gerçek sevgi.. Asıl sevgi..En güzel sevgi?.. "Üçüncü tür sevgi, 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar. Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmediği için, "Eğer" türü sevgiden farklıdır bu... Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını temel olarak almadığından, 'Çünkü türü sevgi de değildir bu. Bu üçüncü tür sevgide, insan "birşey olduğu için" değil, "birşey olmasına rağmen" sevilir. Güzelliğe bakar mısınız?.. 'Rağmen' türü sevgi!.. Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "rağmen" sever. Yakışıklı ve zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına "rağmen" tapar!.. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsılaşması şartı ile.. "Burada insanin, iyi, çekici, başarılı ya da zengin bir konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen", olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor kişi. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor. "Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.""Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşıyor olmanız ya da birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome: "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak ve mutlu edecek bu sevgiyi bulmak çok zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var ve başkalarına verecek kadar fazlası kimsede yok!

NOT: alıntıdır

28 Kasım 2007 Çarşamba

GÜNÜN SÖZÜ

" İNSANLARI OLDUĞU GİBİ KABULLENME. ÖFKELENMELERİNE İZİN VERME.

DEĞİŞMESİ İÇİN ZAMAN VER.

DEĞİŞMEZSE SEN DEĞİŞ YADA UZAKLAŞ SOHBETİNDEN. "


FERHAT ALİ TURAN

YAREN SONRASI




GALİBA BİRTANEM GÖKYÜZÜNE ÇİÇEKLERLE SÜSLÜ

GÖKKUŞAĞI RENGİNDE YENİ BİR YOL ÇİZİYORUM

ŞİMDİ BAHAR BİR ÖLÜ KADAR GERÇEK

VE SEN NARÇİÇEĞİM DÜNDEN BUGÜNE

DÜŞLEDİĞİM ÖZLEM, BEKLEDİĞİM HASRETTİN

OYSA ŞİMDİ KURU BİR ŞİİRSİN YARENDE BAŞLAYAN

YAREN ÖNCESİ, YARİN İSTEDİĞİ ADI ALTINDA

YÜREĞİMİ KARARTMADAN YAŞAYABİLMEKTİ OLANCA

KAFAMI DELİK DEŞİK ETMEDEN DÜŞLEYEBİLMEKTİ SENİ

BİR YUDUM SEVGİYDİ ARADIĞIM

GÖZLERİNİ GÖZLERİMDE TUTUP

TANIMLAYABİLMEK İSTEMİŞTİM YAŞANASI SEVİLERİ

HAYKIRABİLMEKTİ DOYASIYA

DUYABİLMEK İÇİN YÜREĞİMDE SENİ

OLMADI NARÇİÇEĞİM OLMADI.

YARINLARA SALINCAK KURAMADIM

MECHULDEN TUTUP ÇIKARAMADIM BAHARIMI

YAŞAYAMADIM DOYASIYA, YAŞATAMADIM

OLSUN BE GÜLÜM ÖNEMLİ Mİ?

SEN YAŞAYIP YAŞATACAKSIN YA.

BENİ DÜŞÜNME ARTIK

GÖKYÜZÜNE UZANAN PEMBE BİR YOLDAYIM

HER TARAF GÜLLERLE, KARANFİLLERLE SÜSLÜ

YAŞIYORUM ŞİMDİ İKİNCİ BAHARIMI

ÖLÜ OZANIN HÜZÜNLÜ DİZELERİNDE

YAREN ÖNCESİNİ VE YAREN SONRASINI...


Ferhat Ali Turan

24 Kasım 2007 Cumartesi

SEVDİĞİM SÖZLER

"Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir." Seneca

Hakiki arkadaşlık, sıhhatten farksızdır, kıymeti,ancak elden gittikten sonra anlaşılır. Golti

Hiçbir arkadaş arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir. BaumontFletcher

İstemek yetmez, amacımıza ulaşmak için şiddetle arzulamamız gerekir. Ovidivs

Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa. Aşık Veysel

En sürekli aşk karşılıklı olmayan aşktır. S. Maugham

Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur. Antoine Bret

Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki, bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır. Marcel Proust

Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlarda erkeklerin son aşkı olmak isterler. Oscar Wilde

Her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başka. Montaigne

Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir. Mevlana

En büyük kötülük, zorluklara karşı koyamamak zafiyetinden gelir. Goethe

Dünyada insana yardım eden şey, tesadüf değil, azim ve sebattır. Samuel Smiles

Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir. Yahya Kemal Beyatlı

Suçu bağışlayan asildir, ancak özür dileyen daha asildir. Alphons Daudet

En tatlı balın bile fazlasının tadı bıkkınlık verir.Shakespear

Alabalık tutmak için, sineği feda etmelisin. George Herbert

Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Puşkin

Barışı sevin, kini ve kavgayı bir tarafa atın. Çünkü bunlar kötülüklerin anasıdır. Tscherming

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir. Eflatun

Basit adam, karmaşık adamdan daha korku vericidir. Dostoyevski

Tez elde edilen başarı, insanı kararsız ve maceraperest yapar. Bacon

Güçlükler başarının değerini artıran süslerdir.Moliere

Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur. Ziya Gökalp

Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadiselerin sebeblerini her zaman araştırırlar. Rudyard Kipling

Ne başarırsanız başarın, size yardım eden biri mutlaka vardır. Athea Gibson

En sıradan iş bile büyük başarılar getirme potansiyeline sahiptir. H. Jackson Brown


GÜNLÜKTEKİ GERÇEK DUYGU


01 MAYIS 1997 YILINDA GÜNLÜĞE DÖKÜLEN SEVGİ

ARADAN KAÇ YIL GEÇTİ.MUTLULUĞUN,SEVGİ DOLU BAKIŞLARIN YERİNİ GÖZYAŞI ALDI.ARTIK MUTLULUKTAN UMUDUMU ÖYLESİNE KESTİM Kİ. BELKİ DE YAŞAMIM DEĞİŞMEMELİYDİ. O BAHARLA GELEN DOSTLUK HİÇ BAŞLAMAMALIYDI, MADEM BÖYLE OLACAKTI HİÇ TANIŞMAMALIYDIK. HİÇ YAZMAMALIYDIN BANA.VE BEN MUTSUZ HAYATIMIN DAHA DA MUTSUZ OLACAĞINI BİLSEYDİM BU DOSTLUĞA HİÇ BAŞLAMAZDIM. NE VAR Kİ SENİN YANINDA KENDİMİ MUTLU HİSSETTİM.DAHA ÖNCE KİMSENİN YANINDA HİSSETMEDİĞİM KADAR MUTLU. OYSA İLK FOTOĞRAFIMIZLA BUGÜNÜMÜZ TUTMUYOR BİRBİRİNİ.DEMEK İNSANI TANIMAK ONU SEVMEKTEN DAHA ZORMUŞ.HAYATIMIZI, DOSTLUĞUMUZU KARARTAN BU GÜNLERİ HİÇ YAŞAMAMIŞ OLMAYI İSTERDİM. BENİ SANA ÇEKEN O KUVVET NEYSE, SEVGİ Mİ ADINI BİLMİYORUM ZAMANLA TÜKENİYOR. O GÜZEL DOSTLUĞUN YERİNİ NE ALDI BİLMİYORUM. ZATEN ZAMANLA BEN DE YIPRANDIM. OYSA GÜZEL OLMASINI İSTERDİM. DAHA MUTLU OLMAK İSTERDİM.OYSA MUTLULUĞUN YERİNİ PİŞMANLIK ALMAYA BAŞLADI.ZAMANLA DAHA DA TÜKENECEĞİNDEN, YIPRANACAĞINDAN KORKUYORUM BU DOSTLUĞUN.

ESKİ GÜNLERİMİZİ ÖZLÜYORUM.MUTLULUK BU KADAR PAHALI MIYDI? VE BİZLER BU KADAR LAYIK MIYDIK MUTSUZLUĞA?HERHALDE ZAMANLA TÜKENDİ SEVGİ BUGÜN BUNU DAHA İYİ ANLIYORUM. BEN KAFASIZIN BİRİYİM, EN BÜYÜK KAFASIZLIĞI SENİ SEVMEKLE YAPTIM.

BUGÜNLERİ YAŞAMAMAYI İSTERDİM. ŞİMDİ UZAK GÜNLERİN ÖZLEMİYLE VE GEÇMİŞİN PİŞMANLIĞIYLA YAŞIYORUM. GEÇMİŞ GÜNLERİMDE, BU GÜNLERDE DE MUTSUZ OLACAĞIMI BİLSEYDİM HİÇ YANLIŞ ADIMLAR ATMAZDIM. MEĞER SENİ TANIMAK NE KADAR ZORMUŞ, BENİ İSE ANLAMAK. MEĞER BU DOSTLUK BİRBİRİMİZİ ANLAYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ANLAMAKLA SONUÇLANACAKMIŞ. YAZIK.

ŞU ANDA KENDİMİ HİÇ İYİ HİSSETMİYORUM. BAZI KONULARDA ÖYLE MUTSUZUM VE ÖYLE ÇARESİZİM Kİ. GÖZYAŞLARIMI TUTAMIYORUM. SİNİRLERİM BOZULDU HERHALDE. KENDİ HALİME BENDE İNANAMIYORUM. FERHAT'IN MEKTUPLARI ORTADA YOK. OYSA HER BİRİ NE KADAR DEĞERLİYDİ BENİM İÇİN. ŞİMDİ HİÇ BİRİ ELİMDE DEĞİL. GÜNLERİM YAPAYALNIZ ACILARLA GEÇİYOR. BU ACILARA DAHA NE KADAR KATLANACAĞIMI BİLMİYORUM. AMA FERHAT BENİM DUYDUĞUM ACININ ZERRESİNİ DUYMAZ GİBİ GÖRÜNÜYOR. BELKİ DE BEN ÖYLE SANIYORUM. ONDAN AYRILMAK İSTEMİYORUM. YÜREĞİMDE BÜYÜK BİR ACI VAR. O ACIYI ATAMIYORUM. FERHAT ŞU AN EVDE DEĞİL. İZMİR'E DÖNMEK,ONUN YANINDAN AYRILMAK İSTEMİYORUM.ONU ÇOK SEVİYORUM.


NOT: KAYIP MEKTUPLAR BULUNDU


BİRSEN

BELKİ ZOR OLACAK ANLATMAM

İLKBAHARLA GELEN DOSTLUĞU

RÜYALAR VARDIR YA HANİ

SEYRİ DOYUMSUZ

EŞSİZ TARİFSİZ

NADİREN GÖRÜLEN

SANKİ ÖYLE İŞTE.

ENDER ZAMANLARIMDA

RAHATLATIYOR BENİ

ÇARPIYOR ILIK BİR RÜZĞAR

ELLERİME, YÜREĞİME

BİRSEN'DEN MEKTUP GELİNCE.


"BELKİ BİLMEK İSTERSİN BENDE SEVDİM SENİ"

23 Kasım 2007 Cuma

HZ.ALİ ' NİN BÜYÜKLÜĞÜ

Birgün ashab Peygamberimiz (s.a.v)'den Hz. Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu:
- Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız? Cevap verdiler:
- Yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa?
Ashab cevab vermedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti.
Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali'ye sordu:
- Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- Yine iyilik ederdim.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab,
- Ya Rasulallah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler.

Not: Alıntıdır

22 Kasım 2007 Perşembe

YEŞİM TAŞI

Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. "Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım" diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş,yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. "Anlat, dinliyorum" demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış; taşlara ilgi duyduğunu ve iyi birmücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, "Bu bir yeşim taşıdır" dedikten sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış. "Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma. Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle" demiş ve şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış.
Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğukkonuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş."Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister. Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, böyle bir eziyetle nasıl yaşarım. Bu ne biçim ustalık. Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı." diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş. Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş. Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş.
Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu, her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış. Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra, büyük ustanın karşısına çıkmış. Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince, genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun, bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla elini uzatmış, avucunu açmış.
"İşte taşın" demiş, "Bir yıl boyunca avucumda taşıdım, şimdi ne yapacağım?" Yaşlı usta sakin bir sesle cevapvermiş: "Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu daaynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın." Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış. Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış, mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta ona hissettirmeden birtaşı avucuna sıkıştırmış. Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş: "BU TAŞ, YEŞİM TAŞI DEĞİL USTA

not: alıntıdır

21 Kasım 2007 Çarşamba

SÖZÜM SANA

YILLARDIR SEVGİYİ HATIRLAMAZKEN
GÜNEŞ GİBİ DOĞDUN,ŞAFAKTAN ERKEN
GÖNLÜMDE TOMURCUK YEŞERDİ DERKEN
HENÜZ AÇILMADAN SARARTMA SAKIN.

GÖNLÜMÜN SENDEDİR EN SON MURADI
SENSİZ HİÇBİR ŞEYİN OLMAYACAK TADI
BİR DAHA SEVECEK GÜCÜM KALMADI
BİR BAŞKA SEVGİLİ ARATMA SAKIN.

GERÇEKTİR SÖZLERİM, MERTÇE ERKEKÇE
NE ÖZÜM KARANLIK NEDE BİLMECE
YANLIŞ YORUMLARLA ÖYLECE, KEYFİNCE
GÖZÜMDEN DÜŞÜP ÖLME SAKIN.

ferhat ali turan

17 Kasım 2007 Cumartesi

HOŞÇAKAL

Hayatta en acı şeylerden biri merhaba diyerek birleşen ellerin ELVEDA diyerek ayrılmasıdır.Ve kaçınılmaz olduğunda ayrılık,hüzünler oluşur sebepsiz.Bu yüzdendirki masum bir baharın sırma saçlı, gül kokulu, NAR ÇİÇEKLİ saatlerinde,denizle güneşin birbirlerine - zorda olsa - HOŞÇAKAL dedikleri an seçilmelidir, dayanabilmek için vedalara..

ferhat ali turan

SEVGİLİ' YE

KIŞLA BAHAR ARASI BİRGÜN,GÜNEŞ BİR GÖRÜNÜYOR,BİR YOK OLUYOR.EĞLENİYOR SANKİ AMA HOŞ BİR YÜZÜ VAR. ISITIYOR GÜLÜŞLERİ...BAHAR GELDİ GELECEK,OYSA YÜREKLER KIŞ.ÖZLEMLER PEŞİNSIRA,HASRETLİKSE ÖLDÜRECEK.
DÜŞÜNMEDEN YAPAMIYORUM.AKLIMDA HEP SEN VARSIN.GÜLÜŞLERİN,BAKIŞLARIN
TAKILIYOR DALGIN BAKIŞLARIMA.KISA ZAMANDA NE ÇOK YOL KATETMİŞİZ MEĞER.NE ÇOK SEVMİŞİM
SENİ. İLK TANIŞMAMIZI DÜŞÜNÜYORUM, NEREDEN NEREYE...İYİ Kİ BİSİKLET SÜRMESİNİ BİLİYORMUŞUZ EY SEVGİLİ.

ferhat ali turan

15 Kasım 2007 Perşembe

MEKTUP 1

Merhaba Narçiçeğim,
Bu sana ilk mektubum duymadığın bilmediğin bir şey yok aslında. Okuyunca kızacak belkide tomurcuklar yeşerecek yanaklarında. Neden seni sevdim? Bende bilmiyorum aslında ama bildiğim seni sanki çok öncelerden tanıyormuşum gibi olmam.Hiç yadırgamadı kalbim, biliyorum seninde yadırgamadı.
Sevgi alışkanlıkların neticesinde ortaya çıkarmış ve ben alıştım sana. Alıştım gözlerine bakmayı,alıştım kavga sitem etmeyi,alıştım gecenin derin sessizliğinde telefon sesine...Dipsiz kör kuyularda seni düşlerken,gözlerinde huzur buluyor artık kalbim. Beklemek de güzel biliyor musun bekliyorsa beklenen, özlemek de güzel özlüyorsa özlenen.Ve ben seni özlüyorum.İşte söylüyorum;SENİ SEVİYORUM.

ferhat ali turan

14 Kasım 2007 Çarşamba

sevgi

Zil çalmadığı sürece zil değildir ।

Şarkı söylenmediği sürece şarkı değildir ।

Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır ।

Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir


not:alıntıdır

13 Kasım 2007 Salı

NARÇİÇEĞİME


BİR ÇOÇUK VAR DÜŞLERİMDE
KULAĞI TELEFON SESİNDE
YÜREĞİ PIR PIR EDEN
BİR ÇOÇUK VAR DÜŞLERİMDE
ELİNDE ŞİİRLER, YÜREĞİNDE SEVGİ
YÜZÜNDE GÜLÜCÜKLER YEŞEREN
ÖYLE Kİ DÜŞLERİN EN GÜZELİ
SEN BİLMEZSİN KÜÇÜĞÜM
NE YILGIN, NE DOYUMSUZ BİR DERTTİR BU
UYKU GİRMEZ OLUR GÖZLERİNE
İHTİMALLER İHTİMAL ÜSTÜNE
PAPATYA FALI AÇARKEN YÜREKLERDE
YANINA GELİŞİNİ HATIRLARSIN
O AN TOMURCUK AÇAR YANAKLARIN
DEDİM YA KÜÇÜĞÜM SEN BİLMEZSİN.
NE HOYRAT NE TATLI BİR DERTTİR BU
YÜRÜRKEN BİLE GÖZ GÖZE
YİNEDE ONU DÜŞLERSİN,
GÜLÜŞLERİ GELİR AKLINA
SIMSICAK BAKIŞLARINA TAKILIRSIN
O AN DAHA BİR SEVER,
DAHA BİR BAĞLANIRSIN.
O KISACIK ANLARDAKİ MUTLULUĞU
BIKMADAN USANMADAN
HER GECE YENİDEN YAŞARSIN.
DEDİM YA KÜÇÜĞÜM SEN BİLMEZSİN
BİLME SAKIN KÜÇÜĞÜM
SAKIN OLA ALIŞMA, SEVME
BİR KERE DÜŞTÜMÜ YÜREĞİNE KIVILCIM
SABAH AKŞAM DEMEZ
MAĞRUR BİR ABİDE GİBİ
GÖZLERİN DELİ FİŞEK DİKİLİRSİN.
BİR KERE ALIŞMAYA GÖR
ESRAR GİBİ, MORFİN GİBİ
BİR DAHA VAZGEÇEMEZSİN
DEDİM YA KÜÇÜĞÜM,
SEN BİLMEZSİN.
OYSA BEN BİLİYORUM
BİR ÇOÇUK VAR YÜREĞİMDE
ONU ÇOK , AMA ÇOK SEVİYORUM...

FERHAT ALİ TURAN

HAYATTAKİ DOĞRULUK ANLAYIŞI

Doğru nedir? doğru nasıl oluşur? Nedir doğru olan? kimin doğrusudur bu? İnsanlığın mı? Yoksa alışkanlıkların mı? Kimse yanlış anlamasın, doğru diye birşey yoktur. Her doğru, kişiye, zamana ve o anki
duruma, şartlara endeksli değişken bir olgudur. Dün için doğru olan bugün doğruluğunu yitirebilmektedir. Bugün için yanlış sayılan durumun yarın doğruluk kazanamayacağını kim idda edebilir? Tabii ki aptal ve düşünceden yoksul olanlar...

Fi tarihinde dünyamız tepsi şeklindeydi. Ve Galle dünyanın top şeklinde olduğunu söylediği için kellesi gitti. peki neydi doğru? Somut kavramlarda elle tutulur, gözle görülür kanıtlar elde edilinceye kadar doğru ve yanlış kesinlik kazanmaz. Fakat soyut kavramlarda, felsefede doğruluk zamana, duruma ve en önemlisi insan ruhuna göre değişkendir. bugün için doğru bulmadığımız bir olayı, düşünceyi birde bakmışsınız ki ileriki günlerde en ateşli savunucusu olmuşsunuz. Hayatında hiç parası olmamış bir insanın, çok zengin bir insanın doğrularını tabii ki anlayamaz. Ne zaman kendisininde deve yüküyle parası oldu işte o zaman doğrular doğrulanır. Yaşamı boyunca karşılıksız aşk yaşamamış bir insan, aşk acısı çeken için yanlış kelimesini kullanır ama kendiside aşkı yaşamaya başladığında haklı yönlerini ortaya koyar. Tüm bunlar zamana, şartlara ve durumlara göre doğruluk anlayışı.
Peki doğru ve yanlışı kim belirler? Ölçüsü nedir? Benim doğrum senin yanlışın, benim yanlışım senin doğrun olamaz mı? Ve bu mevsimlerin değişimi gibi zamanın belli noktalarında pek ala değişemez mi?
Neden olmasın. Benim doğrum bunlar, zamana ve şartlara göre böyle. Yarın için birşey diyemem
PEKİ YA SİZ ?

FERHAT ALİ TURAN

12 Kasım 2007 Pazartesi

ŞÜPHELİ AŞK


OBJEKTİF KALAMIYORUM SANA
OYSA İSMİNİ BİLE KOYMADIM
BİLMİYORUM.
SEVDAM MI ?
ÇARESİZLİKLERİM Mİ?
YOKSA TUTKULARIM MISIN?
NEDENSELLİKLERİMİDE KAYBETTİM
HİÇ BİR ŞEY YOK ORTALIKTA.
KARANLIK BASMIŞ NATİONELLERE
ANLIYORUM.
SEPTİSİZM DOĞDU BENDE...

FERHAT ALİ TURAN

BAZI AŞKLAR ; AŞKTIR

Bir gün sana aşık olacağımı seni ilk gördüğümde anlamıştım o mağrur bakışların ardındaki seni görmek hiçte zor olamadı. Sevdim seni adam gibi...Yakınlaşmamızın nedeni olarak beni görüyorsun biliyorum ama ben değilim güzel NARÇİÇEĞİM sevgimizin nedeni bizi tanıştıran bir birimize aşık eden kader. Hiç kimseye kızma emi hiç hata bulma.

Hele de sevildiğin, bir çok insanın rastlayamayacağı isteyip de başaramayacağı kadar çok sevildiğini bil. Yazarken söylemek istediklerim vardı. Tıpkı ellerini tutmak boynuna sarılmak istediğim gibi son sözlerimde yüreğimin derinlerinde kaldı gitti. Ama bana öyle bir şans verilseydi sana şunları söylemek isterdim: Sen benim gözümde aşkımı sevgimi hak edecek kadar yücesin. Bu kalp seni sevmeyi hak ediyor sen de bu kalpte olmayı. Hiç üzülme ahu gözlüm BAZI AŞKLAR AŞKTIR.

11 Kasım 2007 Pazar

NARÇİÇEĞİM



Bitimsiz yalnızlıklardan sonra
Gökyüzüne çiçeklerle süslü
Alışılmadık bir yol çizebilmek
Yitirmeden anlık tebessümleri
Yaşayabilmek doyasıya baharı
Bıkmadan
Korkmadan
Gökkuşağı renginde
Hiç de zor değil be dostum
Var git dalyan kahvesine
Ellerini ensende tut, uzat ayaklarını
Ve kapa gözlerini
Palmiyeler arasında
Sevgilinle başbaşa,
İnsanlardan uzaktasın.
İşte o an; gün sarkar
Dolar altın sarısı saçlarına
Masana düşer güneş söğütlerden
Tabağındaki bulut soğur
Kadehindeki gökyüzü yine mavi
Sen hayal odalarında
Yüzünde binbir tebessümle
Yalnızlıktan uzak
Sevdadan perişan bir halde
Dalarsın dalyan baharına
Unutursun nen varsa
İşte o an;
YAŞANIR BAHAR DOYA DOYA.

ferhat ali turan

9 Kasım 2007 Cuma

AŞK


Karmaşık duygu zincirleri vurulmuşken yüreğine,habire debelen dur
dipsiz kuyularda. Sahil çiçekleri açarken yüreklerde, yakamozlar oynaşırken yıldızlarla sen ! çaresizce çıkışlar ara hırçınlaşarak bilmeden, yıkarak sevgi duvarlarını.
Kimi zaman umut dağıtır yürekler, yüzlerde tebessüm tomurcuklandırarak. Kimi zaman öfke olur yaşam, diller bıçak gibi,doğrar geçer ne varsa güzellikten yana.
Oysa mutluluk değil midir aranan? Arandıkça mutsuzluğu yaratan. Değil mi ki tutmak ellerinden, değil mi ki sarılmak sevgiyle, değil mi ki kokusunu duymak yüreğinin derinliklerinde. Değil mi ki aramak onu yanında olmadığında. Değil mi ki mutluluğun adı, beklemek hasretle bir anlık dokunuş ve gülümseme için.
Nedir öyleyse yüreğinde karartığın bu sevgi. Düşün kaç kez soyundu ağaçlar çıplaklığa. Düşün ki kaç kez yaşam verdi toprak inat edercesine. Düşün ki göreceksin, ölü sandığın ağaçlar, sana mayıs çiçekleriyle geri dönecekler.
Ve bir ozanın dediği gibi " sende yüreğinde sevgiye yer aç " çünkü var yüreğinde gözlerin..

ferhat Ali TURAN

8 Kasım 2007 Perşembe

BİLMEZDİM


BİLMEZDİM SENİ TANIMADAN
BÜLBÜLLERİN NEDEN ÖTTÜĞÜNÜ
GÜL GONCANIN SABAH AÇILIP
AKŞAM KAPANDIĞINI,
DİKENLİ GÜLÜN NEDEN BU KADAR SEVİLDİĞİNİ
BİLMEZDİM SENİ TANIMADAN.
AŞKA İNANMAZDIM,YOK DERDİM
GÜLERDİM MECNUN OLANLARA
AKLIMA YATMAZDI,SEVENLERİN YAPTIKLARI
ŞEBNEMİN NEDEN YAĞDIĞINI
BİLMEZDİM SENİ TANIMADAN.
KIŞTAN SONRA BAHAR NİYE GELİRDİ
SEVENLER NEDEN SEVERDİ
SEVGİ NEYDİ,SEVİLENLER KİMLERDİ
AŞKIN BU DENLİ GÜZELLİĞİNİ
BİLMEZDİM SENİ TANIMADAN.
BAHARDA ÇİÇEKLER NİYE AÇARDI
KIRMIZI GÜL NE ANLAM TAŞIR
BEYAZ GÜL NE ANLAMDI.
ÇİÇEKLERİN ADINI,AŞKIN TADINI
BİLMEZDİM SENİ TANIMADAN...

FERHAT ALİ TURAN

29 Ekim 2007 Pazartesi

AŞK ÇİÇEK GİBİDİR


OLASI Kİ YALNIZLIK NÖBETLERİMDE
BAĞLANIR ZAMAN, YEŞİL BAHARA
ADIN DİLİME
AŞKIN İÇİME
DENİZ GÖZLERİN
GÖZLERİME DEĞDİĞİNDE

TUT Kİ SEVMEK BU DELİCESİNE
TUT Kİ YAŞAMAK KÖRÜ KÖRÜNE
TUT Kİ AÇAN ÖLÜ GÜLÜCÜKLER
OLSUN. YİNE SENİNLEYİM
HER YALNIZLIK NÖBETLERİMDE...

ferhat ali turan

7 Ekim 2007 Pazar

NARÇİÇEĞİM



BUGÜN YİNE SENİ DÜŞÜNDÜM

HER ZAMAN Kİ GİBİ

BİR İHTİYAÇ OLDU BU BENDE

İÇİMDEKİ NEFES GİBİ...



f.a.t