"Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir." Seneca
Hakiki arkadaşlık, sıhhatten farksızdır, kıymeti,ancak elden gittikten sonra anlaşılır. Golti
Hiçbir arkadaş arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir. BaumontFletcher
İstemek yetmez, amacımıza ulaşmak için şiddetle arzulamamız gerekir. Ovidivs
Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa. Aşık Veysel
En sürekli aşk karşılıklı olmayan aşktır. S. Maugham
Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur. Antoine Bret
Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki, bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır. Marcel Proust
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlarda erkeklerin son aşkı olmak isterler. Oscar Wilde
Her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başka. Montaigne
Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir. Mevlana
En büyük kötülük, zorluklara karşı koyamamak zafiyetinden gelir. Goethe
Dünyada insana yardım eden şey, tesadüf değil, azim ve sebattır. Samuel Smiles
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir. Yahya Kemal Beyatlı
Suçu bağışlayan asildir, ancak özür dileyen daha asildir. Alphons Daudet
En tatlı balın bile fazlasının tadı bıkkınlık verir.Shakespear
Alabalık tutmak için, sineği feda etmelisin. George Herbert
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Puşkin
Barışı sevin, kini ve kavgayı bir tarafa atın. Çünkü bunlar kötülüklerin anasıdır. Tscherming
Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir. Eflatun
Basit adam, karmaşık adamdan daha korku vericidir. Dostoyevski
Tez elde edilen başarı, insanı kararsız ve maceraperest yapar. Bacon
Güçlükler başarının değerini artıran süslerdir.Moliere
Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur. Ziya Gökalp
Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadiselerin sebeblerini her zaman araştırırlar. Rudyard Kipling
Ne başarırsanız başarın, size yardım eden biri mutlaka vardır. Athea Gibson
En sıradan iş bile büyük başarılar getirme potansiyeline sahiptir. H. Jackson Brown
KİŞİYE ÖZEL
SADECE SEVDALI OLAN OKUYABİLİR
TONY09 DERKİ :
SEVGİYİ UZAKTA ARAMAYIN, BELKİDE BAKIPTA GÖREMEDİĞİNİZ , YANI BAŞINIZDADIR.
HER OYUNDA BİR DOST , HER DOSTTA BİR SEVGİ GİZLİDİR.
BU SİTE NARÇİÇEĞİME ADANMIŞTIR
Bizi Google+ üzerinde bulun
HER OYUNDA BİR DOST , HER DOSTTA BİR SEVGİ GİZLİDİR.
BU SİTE NARÇİÇEĞİME ADANMIŞTIR
Bizi Google+ üzerinde bulun
24 Kasım 2007 Cumartesi
GÜNLÜKTEKİ GERÇEK DUYGU

01 MAYIS 1997 YILINDA GÜNLÜĞE DÖKÜLEN SEVGİ
ARADAN KAÇ YIL GEÇTİ.MUTLULUĞUN,SEVGİ DOLU BAKIŞLARIN YERİNİ GÖZYAŞI ALDI.ARTIK MUTLULUKTAN UMUDUMU ÖYLESİNE KESTİM Kİ. BELKİ DE YAŞAMIM DEĞİŞMEMELİYDİ. O BAHARLA GELEN DOSTLUK HİÇ BAŞLAMAMALIYDI, MADEM BÖYLE OLACAKTI HİÇ TANIŞMAMALIYDIK. HİÇ YAZMAMALIYDIN BANA.VE BEN MUTSUZ HAYATIMIN DAHA DA MUTSUZ OLACAĞINI BİLSEYDİM BU DOSTLUĞA HİÇ BAŞLAMAZDIM. NE VAR Kİ SENİN YANINDA KENDİMİ MUTLU HİSSETTİM.DAHA ÖNCE KİMSENİN YANINDA HİSSETMEDİĞİM KADAR MUTLU. OYSA İLK FOTOĞRAFIMIZLA BUGÜNÜMÜZ TUTMUYOR BİRBİRİNİ.DEMEK İNSANI TANIMAK ONU SEVMEKTEN DAHA ZORMUŞ.HAYATIMIZI, DOSTLUĞUMUZU KARARTAN BU GÜNLERİ HİÇ YAŞAMAMIŞ OLMAYI İSTERDİM. BENİ SANA ÇEKEN O KUVVET NEYSE, SEVGİ Mİ ADINI BİLMİYORUM ZAMANLA TÜKENİYOR. O GÜZEL DOSTLUĞUN YERİNİ NE ALDI BİLMİYORUM. ZATEN ZAMANLA BEN DE YIPRANDIM. OYSA GÜZEL OLMASINI İSTERDİM. DAHA MUTLU OLMAK İSTERDİM.OYSA MUTLULUĞUN YERİNİ PİŞMANLIK ALMAYA BAŞLADI.ZAMANLA DAHA DA TÜKENECEĞİNDEN, YIPRANACAĞINDAN KORKUYORUM BU DOSTLUĞUN.
ESKİ GÜNLERİMİZİ ÖZLÜYORUM.MUTLULUK BU KADAR PAHALI MIYDI? VE BİZLER BU KADAR LAYIK MIYDIK MUTSUZLUĞA?HERHALDE ZAMANLA TÜKENDİ SEVGİ BUGÜN BUNU DAHA İYİ ANLIYORUM. BEN KAFASIZIN BİRİYİM, EN BÜYÜK KAFASIZLIĞI SENİ SEVMEKLE YAPTIM.
BUGÜNLERİ YAŞAMAMAYI İSTERDİM. ŞİMDİ UZAK GÜNLERİN ÖZLEMİYLE VE GEÇMİŞİN PİŞMANLIĞIYLA YAŞIYORUM. GEÇMİŞ GÜNLERİMDE, BU GÜNLERDE DE MUTSUZ OLACAĞIMI BİLSEYDİM HİÇ YANLIŞ ADIMLAR ATMAZDIM. MEĞER SENİ TANIMAK NE KADAR ZORMUŞ, BENİ İSE ANLAMAK. MEĞER BU DOSTLUK BİRBİRİMİZİ ANLAYAMADIĞIMIZ GERÇEĞİNİ ANLAMAKLA SONUÇLANACAKMIŞ. YAZIK.
ŞU ANDA KENDİMİ HİÇ İYİ HİSSETMİYORUM. BAZI KONULARDA ÖYLE MUTSUZUM VE ÖYLE ÇARESİZİM Kİ. GÖZYAŞLARIMI TUTAMIYORUM. SİNİRLERİM BOZULDU HERHALDE. KENDİ HALİME BENDE İNANAMIYORUM. FERHAT'IN MEKTUPLARI ORTADA YOK. OYSA HER BİRİ NE KADAR DEĞERLİYDİ BENİM İÇİN. ŞİMDİ HİÇ BİRİ ELİMDE DEĞİL. GÜNLERİM YAPAYALNIZ ACILARLA GEÇİYOR. BU ACILARA DAHA NE KADAR KATLANACAĞIMI BİLMİYORUM. AMA FERHAT BENİM DUYDUĞUM ACININ ZERRESİNİ DUYMAZ GİBİ GÖRÜNÜYOR. BELKİ DE BEN ÖYLE SANIYORUM. ONDAN AYRILMAK İSTEMİYORUM. YÜREĞİMDE BÜYÜK BİR ACI VAR. O ACIYI ATAMIYORUM. FERHAT ŞU AN EVDE DEĞİL. İZMİR'E DÖNMEK,ONUN YANINDAN AYRILMAK İSTEMİYORUM.ONU ÇOK SEVİYORUM.
NOT: KAYIP MEKTUPLAR BULUNDU
BİRSEN
BELKİ ZOR OLACAK ANLATMAM
İLKBAHARLA GELEN DOSTLUĞU
RÜYALAR VARDIR YA HANİ
SEYRİ DOYUMSUZ
EŞSİZ TARİFSİZ
NADİREN GÖRÜLEN
SANKİ ÖYLE İŞTE.
ENDER ZAMANLARIMDA
RAHATLATIYOR BENİ
ÇARPIYOR ILIK BİR RÜZĞAR
ELLERİME, YÜREĞİME
BİRSEN'DEN MEKTUP GELİNCE.
"BELKİ BİLMEK İSTERSİN BENDE SEVDİM SENİ"
Etiketler:
aşk,
ferhat ali turan,
mektup,
sevgi,
yazı
23 Kasım 2007 Cuma
HZ.ALİ ' NİN BÜYÜKLÜĞÜ
Birgün ashab Peygamberimiz (s.a.v)'den Hz. Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu:
- Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız? Cevap verdiler:
- Yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa?
Ashab cevab vermedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti.
Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali'ye sordu:
- Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- Yine iyilik ederdim.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab,
- Ya Rasulallah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler.
Not: Alıntıdır
- Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız? Cevap verdiler:
- Yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa?
Ashab cevab vermedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti.
Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali'ye sordu:
- Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- Yine iyilik ederdim.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab,
- Ya Rasulallah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler.
Not: Alıntıdır
22 Kasım 2007 Perşembe
YEŞİM TAŞI
Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. "Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım" diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş,yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. "Anlat, dinliyorum" demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış; taşlara ilgi duyduğunu ve iyi birmücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, "Bu bir yeşim taşıdır" dedikten sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış. "Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma. Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle" demiş ve şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış.
Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğukkonuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş."Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister. Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, böyle bir eziyetle nasıl yaşarım. Bu ne biçim ustalık. Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı." diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş. Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş. Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş.
Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu, her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış. Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra, büyük ustanın karşısına çıkmış. Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince, genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun, bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla elini uzatmış, avucunu açmış.
"İşte taşın" demiş, "Bir yıl boyunca avucumda taşıdım, şimdi ne yapacağım?" Yaşlı usta sakin bir sesle cevapvermiş: "Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu daaynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın." Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış. Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış, mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta ona hissettirmeden birtaşı avucuna sıkıştırmış. Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş: "BU TAŞ, YEŞİM TAŞI DEĞİL USTA
not: alıntıdır
Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğukkonuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş."Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister. Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, böyle bir eziyetle nasıl yaşarım. Bu ne biçim ustalık. Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı." diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş. Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş. Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş.
Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu, her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış. Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra, büyük ustanın karşısına çıkmış. Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince, genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun, bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla elini uzatmış, avucunu açmış.
"İşte taşın" demiş, "Bir yıl boyunca avucumda taşıdım, şimdi ne yapacağım?" Yaşlı usta sakin bir sesle cevapvermiş: "Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu daaynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın." Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış. Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış, mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta ona hissettirmeden birtaşı avucuna sıkıştırmış. Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş: "BU TAŞ, YEŞİM TAŞI DEĞİL USTA
not: alıntıdır
21 Kasım 2007 Çarşamba
SÖZÜM SANA
YILLARDIR SEVGİYİ HATIRLAMAZKEN
GÜNEŞ GİBİ DOĞDUN,ŞAFAKTAN ERKEN
GÖNLÜMDE TOMURCUK YEŞERDİ DERKEN
HENÜZ AÇILMADAN SARARTMA SAKIN.
GÖNLÜMÜN SENDEDİR EN SON MURADI
SENSİZ HİÇBİR ŞEYİN OLMAYACAK TADI
BİR DAHA SEVECEK GÜCÜM KALMADI
BİR BAŞKA SEVGİLİ ARATMA SAKIN.
GERÇEKTİR SÖZLERİM, MERTÇE ERKEKÇE
NE ÖZÜM KARANLIK NEDE BİLMECE
YANLIŞ YORUMLARLA ÖYLECE, KEYFİNCE
GÖZÜMDEN DÜŞÜP ÖLME SAKIN.
ferhat ali turan
GÜNEŞ GİBİ DOĞDUN,ŞAFAKTAN ERKEN
GÖNLÜMDE TOMURCUK YEŞERDİ DERKEN
HENÜZ AÇILMADAN SARARTMA SAKIN.
GÖNLÜMÜN SENDEDİR EN SON MURADI
SENSİZ HİÇBİR ŞEYİN OLMAYACAK TADI
BİR DAHA SEVECEK GÜCÜM KALMADI
BİR BAŞKA SEVGİLİ ARATMA SAKIN.
GERÇEKTİR SÖZLERİM, MERTÇE ERKEKÇE
NE ÖZÜM KARANLIK NEDE BİLMECE
YANLIŞ YORUMLARLA ÖYLECE, KEYFİNCE
GÖZÜMDEN DÜŞÜP ÖLME SAKIN.
ferhat ali turan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)