KİŞİYE ÖZEL

SADECE SEVDALI OLAN OKUYABİLİR

TONY09 DERKİ :

SEVGİYİ UZAKTA ARAMAYIN, BELKİDE BAKIPTA GÖREMEDİĞİNİZ , YANI BAŞINIZDADIR.



HER OYUNDA BİR DOST , HER DOSTTA BİR SEVGİ GİZLİDİR.


BU SİTE NARÇİÇEĞİME ADANMIŞTIR

Bizi Google+ üzerinde bulun


23 Şubat 2008 Cumartesi

HUZURLU OLMANIN 100 YOLU

001. Ufak şeyleri dert etmeyin.
002. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.
003. Huzurlu ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın.
004. Olumlu ve olumsuz düşüncelerde kartopunun çığ gibi büyüme etkisini unutmayın.
005. Sevgi kapasitenizi geliştirin.
006. Unutmayın: Öldüğünüz zaman bile, hala yapılacak bir dolu işiniz olacaktır.
007. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.
008. İyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin.
009. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın.
010. İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenin.
011. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.
012. Sabır geliştirme egzersizleri yapın.
013. Sevgi elini önce siz uzatın.
014. Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?
015. Gerçeği kabul edin: Hayat adil değildir.
016. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın.
017. Strese dayanma gücünüzü arttırın.
018. Haftada bir kez içten bir mektup yazın.
019. Sık sık tekrar edin: Yaşam bir acil durum değildir.
020. Zihninizde özel bir bölüm açın.
021. Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz? birini düşünerek geçirin.
022. Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin.
023. Her gün kendinize sessiz bir zaman ayırın.
024. Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.
025. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı amaçlayın.
026. Daha iyi bir dinleyici olun.
027. Savaşlarınızı akıllıca seçin.
028. Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız gidip siz çıkarın.
029. Eleştirme isteğinizi bastırın.
030. Daha ılımlı bir sürücü olun.
031. Unutmayın: İnsanı edindiği huylar oluşturur.
032. Bilmemenin verdiği rahatlığı duyun.
033. İpin ucunu biraz bırakın.
034. Bir bitki yetiştirin.
035. Yoga (ya da jimnastiğe) başlayın.
036. Erken kalkmaya alışın.
037. En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın.
038. Planlarınızda esnek olun.
039. Konuşmadan önce derin bir soluk alın.
040. Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışın.
041. Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak. 042. Kendi görüşlerinizden tamamen farklı kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın.
043. Zihninizi sessizleştirin.
044. Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz.
045. Olumsuz düşüncelerinize yüz vermeyin.
046. Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın.
047. Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün.
048. Biraz yüzünüz gülsün.
049. Bu da geçer.
050. Gevşeyin!
051. Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir.
052. İç dünyanız için zaman ayırın.
053. Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın.
054. Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın.
055. Hayatı olduğu gibi kabul edin.
056. Yüreğinizin sezgisine güvenin.
057. Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.
058. Daha sabırlı olun.
059. Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin.
060. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.
061. Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın.
062. Hayat bir sınavdır. Altı üstü bir sınav.
063. Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir.
064. Rasgele iyilikler yapın.
065. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın.
066. Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin.
067. Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin.
068. Alçak gönüllü olmaya çalışın.
069. Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının.
070. Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın.
071. Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin.
072. Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin.
073. Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin.
074. Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin.
075. Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz.
076. Gördüğünüz her şeyde tanrının parmak izi vardır.
077. Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın.
078. Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın: Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır.
079. Bu ifadeyi iyi anlayın: Nereye giderseniz siz oradasınız.
080. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun.
081. Postayla evlat edinin. Bir vakıf yoluyla bir çocuğa yardım edin
082. Yaşamı melodram olarak görmeyin.
083. Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın.
084. Fırtınanın Gözü'nde (karmaşanın ortasındaki sükûnet noktasında) bulunmaya çalışın.
085. Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün.
086. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun.
087. Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın.
088. Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin.
089. Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin, ne de bekleyin.
090. Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin.
091. Başkalarını suçlamayı bırakın.
092. Yardım etmeye çalışırken önceliğinizi küçük şeylere verin.
093. Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak.
094. Sorunlarınıza olan bakışınızı değiştirin.
095. Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın.
096. "Anlamlı başarı"nın tanımını bir kez daha yapın.
097. Duygularınıza kulak verin; size bir şey söylemeye çalışıyorlar.
098. Yaşamınızı sevgiyle doldurun.
099. Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin. Abartmayın.
100. "Daha fazlası daha iyidir" diye düşünmekten vazgeçin.

ALINTI

20 Şubat 2008 Çarşamba

SANA ÖZEL 1

merhaba canım,
biliyorum zamanlı zamansız çalıyorum kalbinin kapısını. söz dinlemiyor yüreğim. sende bulduğum sıcaklığı , bakışlarındaki sevgiyi her an her dakika istiyor.
hani bir resmin var ya onunla kandırıyorum söz dinlemez yüreğimi. artık o da kar etmiyor daha daha da istiyor. en son güller içinde gördü seni yine aynı bakışlarınla .bir bilsen nasıl mutlu oldu nasıl sevindi çoçuk gibi... hani utanmasa niye kapadın msn yi diyecekti . sadece kuru bir mrb diyebildi..
kızdım tabii yüreğime , kavga ettik . şimdi bana küs yüreğim senin tarafında olduğumdan. sen söyle haksız mıyım birtanem ?
ama biliyorum ki sana olan sevgisinden bu hırçınlığı, hep seninle olmak, hep seninle kalmak istemesinden... sanki ben istemiyor muyum doyasıya bakmayı gözlerine , sanki ben istemiyor muyum tutmayı sımsıcak ellerinden... gönül işte anlamıyor sözden..
neyse birtanem, yüreklerde açan sevgi çiçeklerinin hiç solmaması dileklerimle...


18 Şubat 2008 Pazartesi

Önemli Dersler, Birincisi :
Okuldaki ikinci ayimda, hocamiz test sorularini dagitti.Ben okulun eniyiogrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada cakildim kaldim. Son soru soyleydi:"Hergun okulu temizleyen hademe kadinin ilk adi nedir?.." Bu herhalde bir cesit saka olmaliydi. Kadini yerleri silerken hemen hergun goruyordum.Uzun boylu, siyah sacli bir kadindi. 50'lerinde falan olmaliydi. Ama adini nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanitsiz birakip kagidi teslim ettim.Sure biterken bir ogrenci, son sorunun test sonuclarina dahil olup olmadigini sordu. "Tabii dahil" dedi, hocamiz.. "Is yasaminiz boyunca insanlarla karsilacaksiniz. Hepsi birbirinden farkli insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gulumsemeniz ve `Merhaba' demeniz gerekse bile.." Bu dersi hayatim boyunca unutmadim. O hademenin adini da.. Dorothy idi.
İkinci onemli ders :Yagmurda otostop!..
Bir gece vakit geceyarisina dogru Alama otoyolunun kenarinda duran bir zenci kadin gordum. Bardaktan bosanirca yagan yagmura ragmen, bozulan arabasinin disinda duruyor ve dikkati cekmeye calisiyordu. Gecen her arabaya el salliyordu. Yaninda durdum. 60'li yillarda bir beyazin bir zenciye hem de Alabama'da yardima kalkismasi pek olagan seylerden degildi. Onu kente kadar goturdum. Bir taksi duragina biraktim. Ayrilirken ille de adresimi istedi.Verdim. Bir hafta sonra kapim calindi. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armaganda.. "Gecen gece otoyolda bana yardiminiza tesekkur ederim. O korkunc yagmur sadece elbiselerimi degil, ruhumu da sirilsiklam etmisti. Kendime guvenimi yitirmek uzereydim, siz cika geldiniz. Sizin sayenizde olmekte olan kocamin yataginin bas ucuna zamaninda ulasmayi basardim. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanri bana yardim eden sizi ve baskalarina karsilik beklemeksizin yardim eden herkesi kutsasin!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."
Ücüncu önemli ders : Size hizmet edenleri hep hatirlayin..
Bir pastanin uc otuz paraya satildigi gunlerde 10 yasinda bir cocuk pastaneye girdi. Garson kiz hemen kostu.. Cocuk sordu: "Cukulatali pasta kac para?.." "50 cent!.." Cocuk cebinden cikardigi bozuklari saydi. Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar.." "35 cent" dedi garson kiz sabirsizlikla.. Dukkanda yiginla musteri vardi ve kiz hepsine tek basina kosusturuyordu. Bu cocukla daha ne kadar vakit gecirebilirdi ki.. Cocuk parasini bir daha saydi ve "Bir dondurma alabilir miyim lutfen" dedi. Kiz dondurmayi getirdi. Fisi tabagin kenarina koydu ve oteki masaya kostu. Cocuk dondurmasini bitirdi. Fisi kasaya odedi. Garson kiz masayi temizlemek uzere geldiginde, gozleri doldu birden. Masayi sanki akan yaslar temizleyecekti. Bos dondurma tabaginin yaninda cocugun biraktigi 15 cent duruyordu..
Dördüncü önemli ders :Yolumuzdaki engeller..
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun uzerine kocaman bir kaya koydurmus, kendisi de pencereye oturmustu. Bakalim neler olacakti?. Ulkenin en zengin tuccarlari, en guclu kervancilari, saray gorevlileri birer birer geldiler, sabahtan oglene kadar. Hepsi kayanin etrafindan dolasip saraya girdiler. Pek cogu krali yuksek sesle elestirdi. Halkindan bu kadar vergi aliyor, ama yollari temiz tutamiyordu. Sonunda bir koylu cikageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sirtindaki kufeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarildi ve ikina sikina itmeye basladi. Sonunda kan ter icinde kaldi ama, kayayi da yolun kenarina cekti. Tam kufesini yeniden sirtina almak uzereydi ki, kayanin eski yerinde bir kesenin durdugunu gordu. Acti.. Kese altin doluydu. Bir de kralin notu vardi icinde.. "Bu altinlar kayayi yoldan ceken kisiye aittir" diyordu kral. Koylu, bugun dahi pek cogumuzun farkinda olmadigi bir ders almisti. "Her engel, yasam kosullarinizi daha iyilestirecek bir firsattir..
Beşinci önemli ders.. Önemli olan vermektir..
Yillar once hastanede calisirken, agir hasta bir kiz getirdiler. Tek yasam sansi bes yasindaki kardesinden acil kan nakli idi. Kucuk oglan ayni hastaliktan mucizevi sekilde kurtulmus ve kaninda o hastaligin mikroplarini yok eden bagisiklik olusmustu. Doktor durumu bes yasindaki oglana anlatti ve ablasina kan verip vermeyecegini sordu. Kucuk cocuk bir an duraksadi. Sonra derin bir nefes aldi ve "Eger kurtulacaksa, veririm kanimi" dedi. Kan nakli ilerken, ablasinin gozlerinin icine bakiyor ve gulumsuyordu. Kizin yanaklarina yeniden renk gelmeye baslamisti, ama kucuk cocugun yuzu de giderek soluyordu.. Gulumsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: "Hemen mi olecegim?.." Küçük doktoru yanlış anlamış, ablasina vucundaki butun kani verip, Ölecegini sanmisti..

alıntıdır