KİŞİYE ÖZEL

SADECE SEVDALI OLAN OKUYABİLİR

TONY09 DERKİ :

SEVGİYİ UZAKTA ARAMAYIN, BELKİDE BAKIPTA GÖREMEDİĞİNİZ , YANI BAŞINIZDADIR.



HER OYUNDA BİR DOST , HER DOSTTA BİR SEVGİ GİZLİDİR.


BU SİTE NARÇİÇEĞİME ADANMIŞTIR

Bizi Google+ üzerinde bulun


16 Nisan 2009 Perşembe

SEVGİYİ SEVEBİLMEK

.
Yarım zamanların, kırık hayatların figüranlarıyız hepimiz. Hiçbir şeyi

tamamlamak için uğraş vermiyoruz ve bu yüzden tembellik kanımıza

işliyor giderek. Çoğalmaktan korktuğumuz için 'tek' olmayı, yalnız olmayı

tercih ediyoruz. Bize yaklaşmak isteyen herkese dişlerimizi,

tırnaklarımızı gösterip korkutuyoruz, uzak tutuyoruz. Böylece daha

güvenli olduğumuzu düşünüp avutuyoruz kendimizi. Her şeyi erteliyoruz

bilerek ya da bilmeyerek. Hiç olmayacak yarınların, hiç gelmeyecek

zamanların düşünü kurup, bugünü atlıyoruz. Yaşanmamış 'an'lara her

saniye yenisini ekliyoruz. Yaşanmamış zamanların koleksiyoncusuyuz.

Oysa bu koleksiyon beş para etmiyor, farkında bile değiliz. Biri elini

uzatsa "Ne istiyorsun benden?" deyip "Mutlaka bir çıkarı olmalı" diye

düşünüyoruz. Dostluk kavramını, sevgi kavramını çoktan

tavanarasındaki eski sandığın içine koymuşuz. O sandığı açacak

anahtarın nerede olduğu ise meçhul. Soralım kendimize haydi, soralım

ve cesurca cevaplayalım, yüzleşelim. En son ne zaman kaygısız bir gün

geçirdik? En son kimi hiçbir şey ummadan, hiçbir şey beklemeden

sevebildik? Beklentilerle sınırladığımız sevgi dünyamız giderek daralıyor,

uyanalım artık. Çok yakında ne bizi sevebilecek kimse bulacağız ne de

seveceğimiz birini. Bir yandan da şikayet ediyoruz öyle değil mi, "Nerede

o eski sevdalar..." diye. Sevgi öldüyse eğer, faili meçhul bir cinayet değil

bu. Bir sorgulasak kendimizi, sevgiyi nasıl öldürdüğümüzü ayrıntılarıyla

itiraf edeceğiz. Tembellik dedim ya, es geçmeyin lütfen. İyi düşünün bu

sözcüğün anlamını. Cep telefonlarına, e-mail mesajlarına, chat odalarına

sıkıştırdığımız hayatımız tembellik değil de başka nedir? Hangimiz

elimize bir demet çiçek alıp sevgilinin kapısına gidiyoruz? Öyle ya,

internetteki sanal çiçek resimlerini gönderiveririz sevgilinin e-mail

adresine olur biter değil mi? Kendi el yazımızla, özenerek, sözcükleri

seçerek bir aşk mektubu yazmayalı ne kadar oldu sahi? Yazdığımız

mektubun cevabını beklerken duyulan o müthiş heyecanı yaşamayalı ne

kadar oldu? Ne kadar kolaya kaçarsak o kadar uzaklaşıyor bizden aşk.

Kaçıyor ve tutamıyoruz. Sadece arkasından bakıyoruz hepsi o kadar.

Hayat denilen şey öyle çok uzun bir şey değil. Mutlu geçirdiğimiz anların

toplamı ne kadar fazlaysa o kadar "Yaşadım" diyebilmeli insan. Mutlu

olmak içinse bir an önce tembellikten vazgeçmeliyiz. Aşk bizi bekliyor.

Yeter ki kalkabilelim yerimizden. Yeter ki uzanan elleri geri

çevirmeyelim. Hayatın tüm zorluklarına direnme gücünü yüreğimiz verir

bize. Yüreğimizi ihmal etmeyelim...


Mehmet Coşkundeniz